ST ROBOT YATIRIMLARI-ŞUBAT

                  

 SIRLAMA PROSESİNDE İLK  PEŞİNDE

 

 

 

Test ve ölçüm sistemleri, robotik otomasyon uygulamaları, kamera destekli otomasyon sistemleri gibi entegre projeler gerçekleştiren Hamle Otomasyon, robotik otomasyonun çok kısıtlı olduğu seramik sektöründe sırlama prosesi için çalışmalarını geliştirmek istiyor. Hamle Otomasyon Proje Lideri/Müdürü Hakan İrfanoğlu, “Seramikte bir robotla sırlama işi nasıl yapılır, biz bunu artık çok iyi biliyoruz” dedi.



 

 

 

05/02/2016


Hamle Mühendislik proje ekibi, 2002 yılından beri Endüstriyel Elektrik ve Otomasyon sektörüne yönelik projeler üretiyor. Zamanla test ve ölçüm sistemleri, robotik otomasyon uygulamaları, kamera destekli otomasyon sistemleri gibi entegre projeler gerçekleştiren Hamle Otomasyon, aynı zamanda makina otomasyonunda uzman bir firma. Son dönemde 16 kişilik ekibiyle robotik otomasyon sektörüne de giriş yapan Hamle Otomasyon,  yönetimsel olarak almış oldukları kararla yeni müşterilere, yeni projelere açılım yapacak. Hamle Otomasyon Proje Lideri/Müdürü Hakan İrfanoğlu, “Ekibi, firmayı, depolarımızı, satışı büyüttük. İki tane yedek parça depomuz var. Bu şekilde artık müşterilerimize komple kendimize ürün tedarik olarak destek verebiliyoruz. Birçok firmayla artık bayi tarzında çalışmaya geçerek maliyetlerimizi düşürüp, sirkülasyonu arttırmaya çalışıyoruz. Genelde butik işler yapıyoruz. Seri imalat işler de yapıyoruz ama bizim uzman bir kadromuz olduğu için butik işlere çok rahat cevap verebiliyoruz” dedi.

 
Hamle çok uzun süredir faaliyet gösteriyor ama son zamanlarda robotlu otomasyon kurulumuna geçtiğinizi ifade ettiniz. Bu düşünceye sizi iten neydi? Neden robota yöneldiniz?
 
Robota yönelmemizin asıl sebeplerinden birisi firmaların artık robotik sistemlere geçiyor olması. Sebebi robotun uzun dönem aldığınız zaman maliyeti normal bir insan çalıştırmaya göre daha ucuz, daha hızlı. Vardiya derdi yok. Karnı ağrımaz, hastalanmaz. Birçok açıdan artıları daha fazla olduğu için robota geçiliyor. Robot kullanmak, kamera kullanmak istiyoruz gibi müşterilerimizden talepler gelmeye başladı. Bu taleplere cevap verebilmek adına bu işe giriştik ve piyasada böyle bir ihtiyacın olduğunu da gördük. Ekibimiz, firmamız müsait, her şey müsait. Neden girmeyelim diye düşündük ve robotik otomasyona girdik. Son zamanlardaki talep artışından dolayı biraz da piyasanın ihtiyacından dolayı böyle bir şeye girdik.
 
Hangi uygulamalar ve projeler ilgi alanınıza giriyor? Yakın zamanda gerçekleştirdiğiniz bir uygulama var mı?
 
Robotik otomasyonda sizinle bileceğiniz gibi robotların en çok kullanıldığı alanlar nedir: kaynak, taşıma, istifleme. Genel kullanım alanları bunlardır. Bu gibi işleri yapabiliyoruz zaten. Ekstra olarak bizim yaptığımız ve robotik otomasyonun çok kısıtlı olduğu bir sektör olan sırlama sektörüne, seramik sektörüne girdik. Yani seramikte bir robotla sırlanma işi nasıl yapılır biz bunu artık iyi biliyoruz. Sırlamanın hassas noktaları nedir, nelere dikkatedilir, ne yapılır, bı nedir, bunların hepsini iyi bildiğimiz için sırlanma sektöründe de baya iddialıyız. Birçok firma sırlanma sektörüne hiç girmedi bile. Şu anda sırlanma sektöründe çoğu firma yok. Açıldığımız zaman birçok seramik firmasından talep geliyor bize. Firmaları ziyarette bulunuyoruz. Taleplerini alıyoruz. Bunlara baktığımız zaman hepsine bu yönde talep geliyor robotiğe geçebilmek için. Bu yüzden sırlama sektöründe iddialıyız. Kaynak sektörüne gireceğiz nasip olursa. Taşıma, istifleme teklifleri verdik. Bu yönde ilerlemeler kaydediyoruz. Bu şekilde robotu aktif bir şekilde aktif uygulamalarda kamera ile cognis sistem entegratörü olduğumuz için onu da iyi bir şekilde kullanabiliyoruz. Kamera ile entegre bir şekilde robotu kullanmayı amaçlıyoruz. Asıl hedefimiz bu. Çünkü robot kullanıyorsanız tamamen bağımsız tamamen kendisi karar verebilen bir sistem tasarlamalısınız ki, sistem düzgün, stabil, uzun ömürlü çalışabilsin. Deri sektörüne robot vermeye çalışıyoruz bu aralar. Tavuk sektörüne robot vermeyi planlıyoruz. Bu şekilde çalışmalarımız devam ediyor robota dair.
 
Onlardan size ne gibi talep geliyor mesela?
 
Şu anda sırlamalar manuel bir şekilde yapılıyor. Bir sır haznesi var, bu sır haznesinin içine ürün giriyor. Burada tabancalar Allah ne verdiyse sırrı basıyor. Daha sonra elle rötuş yapılarak devam ediyor. Burada 20-25 kişilik bir ekip sürekli sırlama yapıyor. Sırlamadaki dezavantaj şunlar: 20-25 kişi, ürün sırlıyor. Sırrın yüzde 80’i gibi bir değer israf oluyor, kayboluyor. Sağa sola yapışıyor, gidiyor. Çalışan insanlarda meslek hastalığı çıkmaya başladı. Diyelim ki adam “işçiye parayı vereceğim, çalıştıracağım” diyor ama öyle olmuyor işte. Daha hızlı üretim yapabiliyorsunuz hatların sayısın arttırarak. Ve en önemli etkenlerden bir diğeri de hep aynı kalitede ürün çıkarabiliyorsunuz. Standart bir ürün çıkarabiliyorsunuz. Şimdi sırlanmada standart bir ürün için eski sistemden bahsedeyim. Sırlanmaya girdiği zaman A ürününün her zaman alt tarafı tam olarak sırlanmayabiliyor. Ama robotta A ürününün alt tarafı aynı kalınlıkta, aynı kalitede sırlanabiliyor. Dolayısıyla kaliteyi artırmış oluyorsunuz. Böyle bir avantajı da geliyor ekstradan. En önemli avantajlarından biri de bu. Bir, insana verilen değer; iki kalite. Sırlanmada robotu kullanarak bunları artırmış oluyorsunuz aslında. Ve sade sırlanmada da değil; ikinci aşama olarak bunların çalışmalarını şu anda sürdürüyoruz, hatlara ürünlerin yüklenmesi, boşaltılması, istiflenmesi gibi çalışmaları da yapıyoruz. Projeler daha tam olarak bitmedi. Epey bir hazırlık gerektiriyor. Bittiği zaman robotu buralarda da kullanacağız. Örneğin ürünlerin alt taraflarını  inceltip taşlıyoruz. Bu uygulamalarda da kullanıyoruz.
 
Taşlama uygulamalarında entegratörler, mühendislik harikası işler çıkarıyorlar. Rakipler ve diğer entegratörler arasında siz taşlama prosesinde ne noktadasınız? Türkiye’de çok az uygulanıyor diye biliyorum çünkü.
 
Taşlama başlı başına bir şey, evet. Söylediğiniz gibi başlı başına bir sektör oldu ama bizim buradaki taşlama uygulamalarımız onlara göre biraz daha basit kalıyor. Ürünün alt tarafı fırından çıktığı zaman 1200 derecede piştikten sonra, yamulabiliyor. Yarım milim, 1 milim, 2 milim gibi. Altı kavisli oluyor, tam dümdüz çıkmıyor. Şimdi bunu müşteriye verdiğiniz zaman, o yerine koyduğu zaman, 2 milimse bunu gözle görebiliyor. Bunlar kalksın diye o 2 milimleri alıyoruz. Lazerli algılama sistemiyle ürünün kaç milim algılanacağını ayarlıyoruz, bu şekilde robota gönderiyoruz kaç milim tıraşlayacağını, robot da o kadar tıraşlıyor. Bu şekilde taşlama yapıyoruz. Aslında CNC’den çıkan parçanın taşlanması kadar hassas değil belki ama yine taşlama yapılıyor.
 
Son kullanıcıya seçim noktasında teknik ve ekonomik olarak ne gibi seçenekler sunuyorsunuz? Robot yatırım kararı nasıl alınmalı?
 
Bir kere bir müşterimiz bizden üretimini stabilleştirmek, hızlandırmak istiyorsa, ya da tehlikeli, prosesler için çözüm arıyorsa robot yatırımını öneriyoruz. Örneğin bugün çalışmasını yaptığımız diğer bir sektör de presler. Otomotiv sektörü. Preslerde adam switch’leri iptal ediyor, ışık bariyerini havaya kaldırıyor, tekrar presi emniyetsiz şekilde kullanmaya devam ediyor. Şimdi artık müşterilerimiz bunun farkında. Emniyetli çalışma istiyorlar. Biz ne yapıyoruz? Onun yerine robot koyuyoruz. Robot presten ürünü alıp besliyor. Bitmiş ürünü alarak yeni ürünü koyuyor. CNC besleme de olabilir. Bu gibi uygulamalarda müşteriye direkt robotu tavsiye edebiliyoruz. Hız istenen yerlerde müşteriye robotu tavsiye edebiliyoruz. Hız da çünkü önemli bir kriter. Adamın bugün bir derdi vardır, karısıyla tartışmıştır, günde bin ürün çıkarıyor. Ama bir gün keyfi yerindedir, günde 2 bin ürün çıkarıyor. Ama oraya robotu koyduğumuz zaman adam üretim planlamasını doğru yapabiliyor. Bir vardiyada 1500 tane ürün çıkarıyor robot. Çok nadir robot arıza yapacak da, o zaman aksayacak. Çünkü robot sistemleri artık eskisi gibi değil. Şu anki teknoloji artık çok daha az arızaya neden oluyor. İnsana dayalı arıza yapıyor. Şunlarla da karşılaştık: Adam gidiyor fabrikanın aydınlatmasını değiştiriyor, aydınlatmayı güçlendirdiği zaman kameranın ışık şiddeti değişiyor. Kameranın ışık şiddeti değiştiği için robota yanlış referans veriyor. Dolayısıyla robot düzgün çalışmıyor. Bunlarla da karşılaşıyoruz. İnsana dayalı sıkıntılar olmadığı sürece makinaya dayalı çok büyük sıkıntılar olmadığından dolayı, sürekli stabil üretim sağlanabiliyor.
 
2016 sonrası hedefleriniz nelerdir? Aslında deri ve tavuk sektörlerine girmek istediğinizden bahsettiniz ama bunun dışında hangi pazarlara hangi uygulamalarla girmek istiyorsunuz?
 
2016’da öncelikle bütün seramikçilere kendimizi ıspatlamak istiyoruz. Bu bir. İkincisi tavuk sektörü gibi sektörlere de girmek istiyoruz 2016 içinde. Bu gibi yerlere girip robot kullanımını yaygınlaştırmak istiyoruz. Onun dışında sektör olarak değil de, bazı müşterilerimize de robotu kullandırmayı hedefliyoruz. İşini görür diyerek onlara da kullandırmak istiyoruz. Bunların çoğundan olumlu yanıt geleceğini de öngörüyoruz. Bu bağlamda hedef koyuyoruz ve bağlantılar kuruyoruz.
 
Robot kullandırmak istediğiniz firmalara nasıl sunumlar hazırlıyorsunuz? Ne gibi fizibilite çalışmaları yapıyorsunuz?
 
Öncelikle örnek uygulamalarımızı gösteriyoruz. Gerekirse simülasyonlar hazırlıyoruz. Son aşamaya geldiği zamanlarda, teklif ve proje onaylanacaksa bunları yapıyoruz. Müşterilerimiz sistemi kafasında görsel olarak görmek istiyor. Simülasyonlar, dokümanlar hazırlıyoruz, görsel dokümanlara ağırlık veriyoruz. Teknik olarak bir dizayn yapıyoruz. Makineci partnerlerimiz var. Dediğim gibi otomasyonda uzmanız. Makinada destek alarak ilerliyoruz. Makinacı yüksek mühendis müşterilerimiz var. Bunlardan destek alarak makinanın görselini oluşturuyoruz. Robotun nasıl çalışacağını gösteriyoruz. Simülasyonları, görsel desteklerle yaparak müşteriyi tatmin etmeye çalışıyoruz. Bunun yanında sayısal olarak da “bu adam neyle karşılacak? Robotun bakım maliyeti nedir? Bunu çalıştıracak operatöre verilecek eğitim nedir? Kaç tane adam çalışacak? Ne olacak, ne bitecek? gibi soruların da cevaplarını oluşturuyoruz. Müşterimize yardımcı oluyoruz.
 
Kuka dışında başka robotla çalışmıyorsunuz. Kuka’yı tercih etme sebebiniz nedir?
 
Kuka’yı tercih etme sebebimiz tamamen ticari. Kuka eskiden gelen bir robotçu. Çok kullanılan bir robot. Diğer robotlara göre daha stabil çalışıyor. Daha kaliteli bir ürün. Biz Kuka ile çalışıyoruz ama biz bir proje yaparken kaliteli ürün kullanmaya dikkat ediyoruz. Bu her anlamda böyle. Kuka’da da, Rockfell’de de, Pilz’le de. Böyle olmasa zaten piyasanın devleriyle çalışmazdık. PLC dediğiniz zaman en iyilerdendir. Kuka da öyledir. Cognes de öyledir. Pilz en iyidir. Bunlarda en iyileri tercih etmemizin sebebi biraz da ortaya çıkardığımız son ürünün kaliteli çıkması isteğimizden. Biz üründe kaliteden gidiyoruz. Bu bağlamda Kuka’yı yeterli gördük. Ticari olarak da aynı dili konuşunca Kuka ile hareket ediyoruz.
 
Robot yatırımı yapmak isteyen birçok yatırımcı dergimizi okuyor. Onlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Ne yapsınlar, ne yapmasınlar?
 
Robot yatırımı yapmadan önce bir kere şunu söyleyeyim: öncelikle robotu her firma kuramaz. Ben bununla piyasada çok karşılaşıyorum. Adam alıyor benim tekflimi karşısına, 10 lira. Bir de rakip teklif sunuyor, 4 Lira. Arada yüzde 50’den fazla fiyat farkı var. Ben şimdi adama bunu anlatamıyorum. Bu adam tek kişilik dev kadro. Bu adam gelir, robotu kurar, çalıştırır ama bu adam çıkar gider Adana’ya. Sonra ararsınız “Mehmet gel, bu robot arıza yaptı” diye. O adam 1 hafta sonra gelir. Ne olacak? O robot bir hafta yatacak mı orada? Bu ciddi bir sıkıntı. Ben onları çantacı diye tabir ediyorum. Adam bir tane araba almış. Arkasına koymuş çantasını. Gidiyor, robot da kuruyor, PLC de yazıyor, skada da kuruyor. Bunlara çok dikkat etmeleri gerek. Kurumsal bir firmadan mutlaka destek almaları lazım. Çünkü robot kuracak olan bir firma, hız istiyordur. Az önce saydığım maddeler içinde de var. Kalite, verim istiyordur. Bunları  sağlayabilmesi için kurulum yapacak firmanın tecrübeli olması lazım. Bu işi daha önce yapmış olması lazım. Sektörde bilgi sahibi olması lazım ve oluşabilecek sıkıntılarda çözüm bulması lazım. Robotun kendisi arıza yapıyor diye düşünmeyin. Sistemdeki harmonik gürültüde, elektriksel parazit oluşuyor, ürünler arızalı oluyor. Kuka buna ne yapabilir? Gürültü derken, elektriksel gürültüden, elektrik sinyalinin bozuk gelmesinden bahsediyorum. Olması gerektiği gibi gelmiyor, bozuk geldiği için ürün zararlı enerji alıyor ve buna göre de ürün bozuluyor. Bu gibi şeylere dikkat etmek gerek. Biz bu tarz yatırımlar yapmadan önce bunlara da bakıyoruz. İdevit’te karşılaştığımız bir durum vardı. Orada robotlar arıza yaptı. Arıza robotun işletim sisteminin çökmesi. Gittik, baktık, işletim sistemi nede çöker? İlk kez karşılaşıyoruz dedik. Araştırdık, baktık, meğer enerji üç kez gelip gitmiş. Şimdi robot buna ne yapabilir? Fabrikayı besleyen yüksek gerilim hattında sorun oluşmuş. Sigortalar atmış, fabrikanın enerjisi kesilmiş, jeneratör devreye girmiş, çıkmış, girmiş, çıkmış, dolayısıyla düzensiz beslenmeyle sorun olmuş. Robot 3-5 dakikalık enerji kesintisinde kendini korumaya alır. Bir gelip, bir gidince, bir gelip, bir gidince robot orada arıza yapmış. Bu problemi oturduk, analiz yaptık, şebeke geldi-gitti ama bozuk enerji var mı diye baktık, öyle çözdük. Gidip analiz yaptık, şebeke kararlı mı, töleranslar içinde mi? Demek ki enerji kesintisinden kaynaklanmış dedik. UPS bağlayarak tüm robotların beslemesini UPS’ten geçirdik ve bu şekilde çözdük. UPS takarak aslında biz şunu da yapmış olduk: Enerji dalgalanmalarında, elektrik gidip gelmesi gibi olaylarda hat kendini 1 saate kadar bağımsız bir şekilde çalıştırabiliyor UPS’ten beslendiği için. Dolayısıyla elektrik gidip geldiği zaman robot artık hatalı duruma geçmiyor. UPS’te 1 saat boyunca hat çalışabilir, elektrik gitse bile sorun  olmuyor. 
 
YAKLAŞIM “AHMET, GEL KUR BU ROBOTU, ÇALIŞTIR” OLMAMALI 
 
Tam hızla çıkardığınız zaman biraz daha düşük zamana iniyor. Yeni yatırım yapacaklara özellikle kurumsal firma ile çalışmalarını tavsiye etme sebebim bu. Hemen çözüm üretilebilir, hemen bir feedback alınabilir, hemen bir tecrübe paylaşılabilir. O yüzden bu tarz konular kritik. Bir robot kurmadan önce “Ahmet, gel kur bu robotu, çalıştır” olmamalı yaklaşım. Bu bambaşka, robot çalıştırmaktan başka bir şey. Biz robotu kurmadan önce gidip o şebekenin analizini de yapıyoruz. Kaçıncı harmoniye kadar harmonik var, nedir, voltaj sürekli dalgalanıyor mu? Bu da bir maliyettir sonuçta. Onun için bakıyorum, şebeke kötü mü, kötü. Bu önlemleri aldıktan sonra robot kurabiliriz. Bir müşterimiz komple trafo sistemini değiştirdi. Trafosu düşük geliyordu, komple değiştirdi. Bunlar önemli hususlar. Robotu alıp, beslemesini verip, şu parçayı şuradan şuraya koymaktan ibaret değil.
 
Biraz değinmiştiniz ama diğer entegratörlerden ya da mühendislik firmalarından ayrılan bir nokta ya da uygulamanız var mıdır? Rakiplerinizden nasıl ayrışıyorsunuz?
 
Rakiplerimizden bizi ayıran önemli etmenlerden birisi, fiyat olarak iyi fiyatlarla girebiliyoruz. Butik sektörüne iyi fiyattan girebiliyoruz. Çünkü bütün her şeyi kendi içimizde ürettiğimiz için, projeyi de kendi içimizde üretiyoruz. Kamu imalatlarını da kendi içimizde yapıyoruz. Tedarik ettiğimiz ürünleri direkt, endirekt firmadan, üreticiden satın alıyoruz. Kuka’yı direkt Kuka’dan alıyoruz, aracı bir firma olmadığı ve maliyetlerimiz düşük olduğu için iyi fiyattan hizmet verebiliyoruz. Bu bir. İkincisi, iyi mühendislik verebiliyoruz biz müşterilerimize. Müşterilerimizin teknik olarak kafasında soru işareti bırakmıyoruz. Teknik olarak müşterimizi tam doyuruyoruz, ihtiyacı neyse ona yöneliyoruz. Müşterinin ihtiyacı 10 kiloluk bir robotsa, biz gidip de müşteriye, örneğin 30 kilo grubu satmıyoruz. İhtiyacı neyse ona yönelik veriyoruz. Çünkü çoğu firma hesap yapamaz, edemez, bunları bilemez. Der ki, “buraya 10 kilo olur ama ben 30 vereyim garanti olsun.” Garanti olsun demek, maliyeti artırıyor. Bu gibi durumlarda biz oturuyoruz, oradaki bütün töleransları hesaplıyoruz. Öngörüler içerisinde buna göre konfigürasyon seçiyoruz. Donanımı seçerek müşteriye yardımcı olmaya çalışıyoruz. Üçüncü olarak, servis olarak müşterimizi hiçbir zaman yarı yolda bırakmıyoruz.